Azerbaycanın kadim medeniyyet beşiklerinden olan, yaşı beş min yıla dayanan Nahçevan hakkında tarihçiler, coğrafiyaşünaslar, edebiyyatşünaslar çok deyip, çok yazmışlar. Her zaman dünya elm, edebiyyat ve incesanatına cahanşümul manevi tövheler vermiş “bu yurdun sakinlerinin fealiyyeti esasen, manevi formada formalaşıp inkişaf etmiştir. Siyaset, elm, medeniyyet ve ticaret Nahçevanın ta ulu babalarımızın servetidir. Bu gün de kadim Nahçevan hemin statusu kalmaktadır”.
Professör Aziz Şerifin “Arazi bakımından küçük”, “maneviyyatca büyük ülke” adlandırdığı Nahçevan beşer tarihine minlerle elm, sanat hocaları kazandırmıştır. Azerbaycanın kadim kentlerinden olmakla yanaşı, “tarihi insanlığın en uzak devrleri ve büyük dünyevi hadiselerle bağlı olan, çeşitli Doğu halklarının revayetlerinde derin iz bırakan, hem de ilk medeniyyet merkezlerinden” sayılan Nahçevan XI yüz yılın birinci yarısında Azerbaycan felsefi fikrinin yayılmasında büyük önemi olmuş alim Ebu Ömer Nahçevaninin, devrinin meşhur hekimi, “hekimler şahı” adlandırılan Elmeddin Nahçevaninin, Nahçevan memarlık mektebinin banisi mimar Ebubekir Acemi, Ahmed Eyyub El Hafizin, alim, şair Hinduşah Nahçevaninin ve oğlu “Şems-münşi” eserinin müallifi Muhammed Hinduşah Nahçevaninin, filoloji ve tarihi eserleri ile meşhur olan Fahreddin Nahçevaninin, Yakın Şarkın ictimai ve felsefi fikir tarihinin inkişafinda hüsusi bir yeri olan Baba Nemetullah Nahçevaninin, mahir ressam Behruz Kengerlinin, dünya şöhretli alim Yusif Memmedaliyevin ve Azerbaycanı dünyaya tanıdan yüce insan, büyük siyasi lider Haydar Aliyevin vatanıdır.
Bununla yanaşı, Nahçevan, hem de Hayran hanım, Şeyhali han Kengerli, Qüdsi Venendi, Hacıağa Fakir Ordubadi, Mühammed Tağı Sıdkı, Eynalı Sultanov, Alikulu Kamküsar, Mühammedağa Şahtahtılı, Hüseyn Cavid, Memmed Seid Ordubadi, Celil Memmedkuluzade gibi edib ve şairlerin de vatanıdır.
Bununla yanaşı Nahçevan tarihinin kahremanlıklarla dolu sayfalarında Celaliyye gibi igid ve hünerver kadını ile birge, Hayran hanım, Gonçabeyim gibi şaire hanımlarımızın da şanlı bir yeri var.
Malumdur ki, İslam Şarkında yaşayan kadınların şairlik etmesi, sevgisini, nifretini, arzu ve isteğini, bir sözle, kalbinden keçenleri sayfalara dökmesi büyük hüner ve cesaret cesaret talep edirdi. Bu cesareti ilk defa kendinde Mahseti hanım oldu. Sonralar bu yolla gedenler çok oldu. Bunlardan biri de Nahçevanda doğulan ve Nahçevanda yaşayıp- yaratan, nakam, hiç kovuşamadığı muhabbetini, hasretini, kaderinden çekdiklerini mısralara fısıldayan han kızı Gonçabeyimdir.
Şiirlerinde “devrin ağır gerdişinden şikayet” sedaları ucalan Gonçabeyim 1827-1928 yıllarda Nahçevan kentinde doğulmuştur. O, Nahçevanın sonuncu hanı Ehsan hanın ailesinde dünyaya gelmişdi.
Onun atası Ehsan han 1828-ci ilde Türkmençay mükavilesi bağlandıkdan sonra da Nahçevanın hanı-naibi kibi kendi hükukunda saklanılmıştır, bakmayarak ki, bu mükavileden sonra bütün Şimali Azerbaycan Rusiyanın terkibine keçmiştir. Çünki ister Ehsan han, isterse de atası Kalbalı han her vakit Rusiyaya büyük rağbette bulunmuşlar. Mehz bu rağbete göre Ağa Mühemmed şah Kalbalı hanın gözlerini çıkarttırmıştı. Bu rağbeti kalbinde gezdiren Ehsan han rus askerleri ile her zaman dost olmuş, zaman-zaman kendi evinde onları müsafir gibi ağırlamıştı. Bu müsagirlerin içerisinde meşhur rus şairi ve ictimai hadimi Aleksandr Qriboyedov, Azerbaycanın görkemli şairi ve ictimai hadimi Abbaskulu ağa Bakıhanovun ve gürcü şairi Nikoloz Barataşvilinin de adlarını çekmek olar.
A.Qriboyedovun resmi devlet kulluğu ile alakadar olarak 1827 yılda Nahçevanda olması (xatırladak ki, bu sefer Gülüstan sülh mükavilesinden bir yıl evvele düşür-L.Asgerzade) ve Ehsan hanla tanışlığı hakkında akademik İsa Habibbeyli yazır: “A.Qriboyedov 1827 yılda resmi dövlet kulluğu ile alakadar olarak A.Bakıhanovla birlikde bir aydan artıq Nahçevanda kalmıştır. O yerin yandırıcı istisini, Şerur dağlarını, yetişmiş buğday tarlalarını, ağaclar ve bağlar diyarının görkemini, Karaçuk ve Bulkan köylerinin manzarasını günlüyünde kayd etmiştir. Genc rus şairi hatta rus ordusunda mühum hidmetleri olan meşhur paşa Ehsan han Nahçıvanski ile de tanış olmak imkanı kazanmış, Nazarali han Kengerliye para mükafatını da canişinliyin tapşırığı esasında şahsen özü takdim etmiştır”.
Malumdur ki, gürcü şairi Nikoloz Barataşvili de ömrünün bir kaç yılını Nahçevanda keçirmişti. O, 1840 yılların ortalarında Nahçevanda kaza reisinin yardımcısı makamında çalışmış ve Nahçevanın medeni hayatında yakından iştirak etmiştir. Nahçevanın medeni hayatında iştirak eden N. Barataşvili Azerbaycan dilinin, şeir ve musikisinin hayranı olmuşdu. Azerbaycanda-Nahçıvanda yaşadığı yıllarda o, halkımızın hayatı, maneviyyatı, adet-eneneleri, ziyalıları ve tabiatının misilsiz güzellikleri ile yakından tanımak şansı elde etmiştir.
Tabii ki, Barataşvili de Nahçevanda yaşadığı yıllar dafalarca Ehsan hanın misafiri olmuş ve hanın kızı Gonçebeyimle de kendi evlerinde tanışmıştı.
Diger bir ihtimala göre- onların tanışlığı bu dövrde Nahçevanda fealiyyet gösteren “Gonçeyi-ülfet” adlı edebi meclisde de ola bilerdi. Bu da mümkündür. Çünki “Gönçeyi - ülfet” meclisi de mahsusen Ehsan hanın evində yaratılmıştır. Bu vakit her iki ihtimala göre demek olar ki, Nikoloz Barataşvili ile Gonçabeyim Ehsan hanın evinde, yani hem Gonçabeyimin yaşadığı, hem de “Gönçeyi-ülfet” meclisinin fealiyyet gösterdiyi evde tanışmıştılar. Çünki “gürcü neğmekarı” Barataşvili bu eve hem müsafir gibi de gele bilirdi, hem de “Gönçeyi-ülfet” meclisde iştirak edirdi ve bu edebi meclisde iştirak ederken istedadlı şaire, hayatı “güzel bir romana” banzeyen Gönçebeyimle tanış olmuş, bu “çok güzel ve cazibedar”, “şarkıları meşhur olan”on sekkiz yaşlı kızın şahsiyyetine ve şiirlerine yüksek kiymet vermiştir”.
Gonçabeyimin babası General-mayor harbi rütbesini daşıyan Ehsan han devrinin mütefekkir fikirli ışıklı adamlarından olmuştu. Şöyle ki o, kızı Gonçabeyimin okumasının, tahsil almasının tarafdarı idi ve bunun üçün de kızı Gönçebeyimi 1837 yılda Nahçevanda teşkil olunmuş rus mektebine koymuştu. Gonçabeyim burada fars ve rus dillerini öğrenmiş, Şark edebiyyatına hüsusi merak göstermiştir.
Milliyetce gürcü olan ise Nikoloz Barataşvili şehir reisinin yardımçısı olmakla yanaşı, hem de şair idi ve o, Azerbaycan dilinin, şiir ve musikisinin hayranı idi. Gönçebeyimin de şiirleri o zaman Nahçevanda çok meşhur idi. Bir şair gibi Barataşvili de Nahçevanın edebi mühitinden uzakda deyildi, tam aksine, Nahçevanın medeni hayatında iştirak ediyordu. Nahçevanın medeni hayatında iştirak eden Barataşvili Gonçebeyimin şiirleri ile ne ki tanış olmuş, hatta ona büyük hüsnü-rağbet beslemiş, onun yaratıcılığı ile yanaşı, onun taleyini de yakından öğrenmiş, hatta, görkemli alim Latif Hüseynzadenin dediklerine göre ona şiir de yazmıştır. Şairenin özel hayatı, onun romantik-narahat kaderi şairi çok maraklandırmıştır. Barataşvili bu hakda 1845 yılda kendi dayısı kızı Maiko Orbelianiye yazırdı: “Şimdi Nahçevanda Gonçebeyim adında on sekkiz yaşlı bir kızın nağmeleri meşhurdu. O, han kızıdır. Çok güzel ve cazibedardır.Yazık eşinden çok yanıklıdır. Ondan ayrılmak istiyor. Binevanı on iki yaşında evlendirmişler. Eğer onların hayatını bir bilseydiniz gözel bir romandır”.
Hakikaten de, Gonçebeyimin hayatı çok güzel ve güzel olduğu kadar de hüzünlü bir romandır. Deyilenlere göre, Gonçebeyim İbrahim bey adlı bir zabiti sevmiş, on iki yaşda iken, yani 1839-1840 yıllarda zorla kendinden yaşca çok böyük, sevmediyi Şamil hanla evlendirilmiştir. Şairenin şiirlerinde onun narahat ve acınacaklı taleyini yansıtan kederli notlara rast gelinir:
Hicran sanatkarı, kam xiridarı,
Kaddar olan, biqerara de gelsin.
Yene tazelesin didar didarı,
Ciğer oldu hezer pare de gelsin.
Erzi halım yazdırmışam erzede,
Kara bahtım yar zededir, yar zede.
Bir müddet de kaldık imamzadede,
Eyledi derdime çare, de gelsin.
Şairenin Beyim texellüsü ile yazdığı şiirleri Salman Mümtazın “El şairleri” kitabına ilave edilmiş “Şahzade İbrahim dastanı”nda öz eksini tapır. Nahçevanın en kocaman vatandaşı ve tanınmış alimi Latif müallim Hüseynzade de kanıtlıyor. Beyimin dilinden söylenen şiirlerin müallifi Gonçebeyimdir. Şark adet-enenesi Gonçebeyimin özel hayatını mahv etmiş, onun bütün arzu ve isteklerinin tamamen alt-üst etmiş, şairenin şiirlerinde sevgi iztıraba, iztırab korku ve kedere karışmıştır. Özünü İbrahimin butası adlandıran Gonçabeyim şöyle yaziyor:
Bize çek rakibler, deyirler asi,
Mövlaye bağladık yani ixlası.
Ben Beyimem, İbrahimin butası,
Gizlin deyil, var aşkare, de gelsin.
Şeri koyub hayıra kadem basarlar,
Hakşünas sözlere kulak asarlar.
Teseddük veriben kurban keserler,
Beyim İbrahime can kurban eyler.
Gonçabeyim Ehsan hanın kızı, Şamil hanın eşi olmuşdur. Gonçabeyim han kızı, han eşi olmuştur. Lakin han kızı ve han eşi olması onu mutlu etememiş, aksine, onu manevi azab ve ıztıraba konak etmiştir. O, hayatını sevmediyi ihtiyar bir hanla keçirmeye mahkum edilmiştir. Bu sebepdendir ki, o, «öz şiirinde öz haline ağlıyor. Öz haline ağlayan Gonçabeyim şiirlerinden birində der: «Benim güzel bağçam, gelip senin koynunda fevvare ve güllerle söhbet etmek isterim, ancak korkuyorum eşim orada ola».
Gonçabeyimin acı kaderi ona ait edilen resmi de beyan edir. Bize resmden oturuşundan asilzadelik, gözlerindən hasret, nisgil, güsse yağan, kaderden ve devrandan küskünlüyü ile insanın dikkatini çeken bir kadın görünür ki, bu kederli nisgil ve yürek yankısı, küskünlük demek olar ki, çok teessüfle de olsa demeliyik ki, keder, kam Şark kadınlarının üzünün çok zaman bezeyi olmuştur.
Ey ağalar, beni niçin kınarsız,
Eylese derdime, bu derman eyler.
Aşka düşenleri akırda bu derd,
Erider, incilder, natevan eyler.
Ey ağalar, muracatı ile yazdığı bu şiirden Gonçabeyimin aşkı yüzünden kınak yediyi ve sözünün dillere düşmesi de malum olur, çünki asrlardan beri Şark kadınının adet-eneneye karşı çıkarak başkasını sevdiyini etiraf etmesi hiç zaman iyi karşılanmamıştır. Aşk hastasının derdine derman yalnız onun sevdiyine kavuşması olar. Gonçabeyimin bütün hayatı yalnız yetmediyi sevgisini ve sevmeden nigahlandığı Şamil hana nefretini poetik mısralara fısıldamakla keçmiş. Budur, onun şiirine nefret etdiyi adamın, eşi, Şamil hanın portreti bu şekilde yansımıştır:
Yeddi tuman, yeddisi de zencire,
Korxum budur, dal kapıdan han girer.
Koca kaftar, bi heyanın elinden,
Beyim yazık, yene düşer, mincire.
Seven kadın eşinin gelişini hasretle güzler, dünya güzelliklerine sevdiyi insanla bakmak ister, lakin Gonçabeyim eşinin gelişini hiç gözlemir, hatta eşinin gelişi onu korkutur, onu rahatsız edir. Şairenin bu şiirine hemçinin eşinin özünden haylı yaşlı olması ve şairenin dili ile desek; «biheya»sızlığı da yansıyır. O, «lalezar çiçekli bağçasına çıkıb sularla hemsöhbet olmak isteyir, lakin korkur ki, birden o yandan da eşi gelib çıxa».
Ey benim lalezar çiçekli bağçam,
Gülüstan koynunda fevvare vuran.
Sularla hemsöhbet olmak isterem,
Korhuram ki, çıka yarım o yandan.
Gonçebeyimin kem taleyi ile Barataşvilinin Tiflisde yaşayan akrabası Maiko Orbeliani de Nikolazın mektubları vasıtesı ile tanışmıştır. Bu da onu çok rahatsız etmiştir. Şöyle ki, o, mektubunda Nikoloza yalvarırcasına yazır: “Allahı seversen, onu eşinden kurtar”.
Lakin Gonçabeyimi eşinden kurtarmak o kadar da kolay olmur, çünki bu evliliğin dağılması mümkün deyildi. Çünki bu arada da rusperest Ehsan han yerli hanların gözünden çok düşmüş, teklenmişti. Buna göre de növbeti mektublarından birinde Barataşvili eşlerin ayrılması deyil, barıştırdığı hakda dayısı kızına yazırdı: ”Aziz bacım Maiko! Çok teessüf ki, bunu bütün hadiselerle sena anlatamayacağım, ancak eşleri barışdırdım”.
Barataşvili onun şiirlerini okunması üçün Tiflise göndermiş ve hanende Settara ve şekili Cafere verilmesini meslehet görmüşdü. Hanende Settarın adı Gonçebeyimin şiirlerindrn birinde bu şekilde çekilir.
Göz yaşımnan erize yazdım Settara,
Belke bizi kam koluğdan kurtara.
Sine açık, zülf perişan, zülf kara,
Beni bele gören sene man eyler.
Barataşvilinin mektublarında büyük hayranlıkla bahs etdiyi Gonçebeyimin hayatı ve yaratıcılığı hala dakik öyrenilmemiştir. Azizə hanım Ceferzadenin tartib ettiği “Azerbaycanın aşık ve şaire kadınları” kitabında Gonçabeyimin şiirleri ve kendi hakkında küçük malumat çap olunup. O da kayd olunup ki, bu malumat marhum şairimiz Müzeffer Nesirliden alınıp. Lakin bu kitapda yazılan malumatda da Gonçabeyimin evlenme tarihi 1844 yıl kibi kayd olunup. Yukarıda da kayd etdiğimz gibi, Barataşvilinin mektublarına esaslanarak demek olar ki, şaire bu yıllarda artık eşinden ayrılmak isteyirdi. Zaten Dilare hanım da Gonçabeyim hakkında malumatı Barataşvilinin mektubları ve Müzeffer Nesirli ile Latif Hüseynzadeden aldığını kayd etmişdir.
Müzeffer Nesirlinin bu gün elimizde olan “Gonçabeyimin nağmesi” adlı pyesde şairenin evlenme tarihi kibi 15-18 yas arası gösterilmiştir ki, kanımca, bunu doğru saymak maksata uyğun olmaz. Gonçabeyim hakkında en etibarlı kaynak Barataşvilinin mektublarıdır. Mektublarda gösterildiği gibi Gonçabeyimin 12 yaşında evlendirilmesi doğru sayılmalıdır, çünki bu halları şairenin yaşadığı devr onaylıyordu.
Bu gün Gonçabeyime aid olan bir resm de bize malumdur ve bu resmin elde olunmasında Azerbaycan ve gürcü edebi alakalarının öyrenilmesinde çok büyük zahmeti olan mahrum Dilare hanım Aliyevanın hidmeti büyükdür. Bu şeklin elde olunması hakkında Dilare Aliyeva “Elm ve hayat” jurnalında geden makalesinde yazır: “Gonçebeyimin vaktı ile Behruz Kengerli adına ölkeşünaslık muzesinde resminin olduğunu duymuşduk. Ve onu da duymuşduk ki, resim poçt kağıdındadir. Biz Kengerli neslinden olan bir çok aileleri gezdık, nihayet o resmi Esed ağa Kengerlinin albümünden bulduk” (4, s.16). Dilare Aliyeva resmin Gonçabeyime aid olmasını Müzeffer Nesrili ve Latif Hüseynzadenin de kanıtladığını kayd edir. Gonçabeyimin olduğu tastik edilen bu resme baktıkca onun asilzadelik yağan oturuşuyla beraber, gözlerinden yağan hasret, nisgil, kaderden ve devrandan küskünlüyü de insanın dikkatini alıyor. Resme bakdıkca ister-istemez Sent Byovun Gonçabeyim hakkında söylediği sözlerini tastikedercesine tekrarlamak isteyirsen. “Bu kadın yalnız şaire deyil, onun bütün varlığı poeziyadır”.
Barataşvilinin yazdıklarına göre Gonçebeyim çok güzel, cazibedar ve istedadlı bir kız olmuştu: “Şimdi Nahçevanda yeni bir şiirler var. Bu 18 yaşlı Gonçebeyimin şiirleridir. Han kızıdır. Oldukca güzel ve duzlu görkemi var. Tesevvür edin, güzellikde tıpkı Orlovun eşine benziyor”.
İster-istemez adamda bir istek yaranır, Orlovun eşinin resmini bulmak ve bu resimleri tutuşturmak, çünki bazen elde olunan resmin Gonçabeyime aid olması hakkındakı fikre de şübhe ile yanaşılır.
Ümumiyyetle, şairenin bedii irsi tam şekilde elimizde olmasa da, bize az da olsa belli olan şiirlerinden Gonçabeyim öz kederli, acınacaklı taleyi ile bize boylanır. 15-16 yaşında evlendirilen bu han kızı, ne han kızı, ne han eşi olmağın sevincini yaşamamıştır. Gonçabeyime eşi Şamil hanın evi zindan olmuştur.
Şiirlerinden de güründüyü kibi romantik kalbli şaire Gonçabeyim Şark edebiyyatının vurğunu olmuş, “Şark sevgi rübabını hüzn ve elemini, sevinc ve kederini terennüm etmiştir”.
Şairenin hakkında yazarken yüreyimizi teessüfkarışık bir hiss bürüdü; hayif ki, Gonçabeyim hala tadkik edilmemiştir. Bu yüzden onun adı hala Azerbaycan edebiyyatı hazinesine dahil edilmeyip.
..
Ozet
Makalede XIX asr Naxçevan edebi alemində kendi yaratıcılığı ve bacarığı ile farklanan şaire Qonçabeyimin hayatı araşdırılmıştır. Qonçabeyim kendi yaratıcılığı ile yaşadığı devrde kendi hemmvatanları arasında meşhur olmuştur.
O devrde Nahçevanda yüksek makamda çalışan gürcü şairi ve diplomatı Barataşvili ve rus edebiyyatcısı ve diplomatı Qriboyedov da Qonçabeyimin hakkında yüksek fikirde olmuşlar. Teessüf ki, onun hayatı ve yaratıcılığı hakkında bilgi tam olarak bizlere gelib çatmamıştır. Buna bakmayarak, onun yaratıcılığından verilmiş nümuneler, onun şairlik küdretinden haber verir.
Bu xəbər 7496 dəfə oxunub. |